Köln Gezi Notları

1822

Merhaba,

Nedendir bilinmez Almanya gitmek istediğim ülkeler listesinde ön sıralarda olmadı hiç. Buna rağmen iş seyahatleri sebebiyle son dönemlerde sıkça yolumuz kesişti. Almanya’da gittiğim ilk şehir Köln olduğu için de Almanya serisine bu yazıyla başlamak istedim.

Köln’ün kuşkusuz en önemli özelliklerinden biri Türk nüfusu. Almanya’da en çok Türk’ün yaşadığı 2. şehir. Bazı yerlerde Alman’dan çok Türk görebilirsiniz, o derece 🙂 Bu durum birçok açıdan işinizi kolaylaştırıyor diyebilirim. Bir arkadaşımla akşam saatlerinde tenha bir yerde araç bulamadık, karşılaştığımız kişiler Türk çıktı ve bize araç ayarladı. Yani kaybolma şansınızın çok düşük olduğunu söyleyebilirim.

Gezilecek Yerler

Köln’de beni en çok etkileyen yerlerin başında Köln Katedrali (Kölner Dom) geliyor. Yapımına 1248 yılında başlanmış ve tam 632 yıl süren bir çalışma sonrasında 1880 yılında hizmete açılmış. İkinci Dünya Savaşı’nda ayakta kalmayı başarmış. Dünyanın en büyük üçüncü kilisesi olma özelliği taşıyormuş. Özellikle hava karardıktan sonra insanı biraz ürkütmüyor değil 🙂 Bizim çok zamanımız olmadığı için katedralin sadece giriş kısmını gezdik. İsteyen olursa yukarıya da çıkabilir. Köln Katedrali şehrin en turistik noktalarından biri olduğu için bu bölge epey kalabalık. Bol miktarda hediyelik eşya dükkanı ve giyim mağazası bulabilirsiniz.

1754
Kölner Dom

Köln’de bulunmaktan en keyif aldığım yer Eski Kent Meydanı (Old Town). Köln Katedrali’nden yürüyerek ulaşabileceğiniz bu bölge tam Ren Nehri’nin kenarında kalıyor. Burada bulunan sevimli ve renkli binalar insanın içini açıyor. Bizim gibi arada gezmeye mola vermek isteyenler için de cafe-restoran bakımından da tam bir cennet. Metrelik bira içmeden dönmeyin 🙂

Old Town
1853
Yarım Metre Bira

Eski Kent Meydanı’ndan Ren Nehri’ni dümdüz takip ettiğinizde karşınıza Çikolata Müzesi çıkacak 🙂 İtiraf ediyorum, ilk gördüğümde çok heyecanlandım 🙂 Burada çikolata yapımıyla ilgili bilgi alabilirsiniz. Beni en çok sevindiren dükkan kısmı oldu. Zira müzenin girişinde bulunan dükkanda başka yerde kolay kolay bulamayacağınız çikolatalar satılıyor. Mesela buradan gül yapraklı bitter çikolata almıştım, yolunuz düşerse mutlaka uğrayın derim.

1974

Vaktiniz olursa Köln Katedrali’nin yakınlarında bulunan Ludwig Müze’sine de gidebilirsiniz.

Yeme – İçme

Almanya genel olarak yemek bakımından çok mutlu etmiyor beni. Bu sebeple son gidişimde ağırlıklı olarak Japon ve Meksika mutfaklarını tercih ettim. Barrios isimli Meksika restoranını önceki seyahatlerimde de denemiştim ve yediğim her şeyden memnun kaldım. Restoran-bar arası bir yer olduğu için sadece kokteyl içmeye de uğrayabilirsiniz.

İş seyahati sebebiyle gittiğimiz için orada bizi ağırlamak istediler, Osman 30 isimli bir restorana götürdüler. Sahibi Türk olmasına rağmen mekan dünya mutfağı servis ediyor. Yemekler son derece vasattı; ancak restoranın manzarası yine de mutlu etti bizi.

1900
Osman 30’un Manzarası

Son akşamımızda bize epey önerilen Sweet Sushi’yi denedik, gerçekten de övüldüğü kadar varmış. Yemekler çok lezzetliydi ve fiyat/performans açısından gönlümüzü fethetti. Zira İstanbul’da sushi epey pahalı. Siz de sushi sever biriyseniz mutlaka gitmenizi öneririm.

Beğendiğimiz başka bir mekan ise kokteylleriyle meşhur olan Sausalitos oldu. Yemek servisi de var; ancak biz sadece bir şeyler içmek için uğradık buraya. Kokteyl menüsü epey geniş, kendinize uygun değişik bir lezzet bulacağınıza eminim 🙂

1965

Konaklama

Ben Köln’e her gittiğimde farklı bir bölgede konakladım diyebilirim. Köln’de çok büyük bir fuar alanı olduğu için fuar zamanları oteller çok pahalı oluyor, bu sebeple otel rezervasyonlarınızı çok önceden yaptırmanızı tavsiye ederim. Son kaldığım otel Çikolata Müzesi’nin hemen yanında yer alan Art Hotel’di. Her yere yürüyüş mesafesinde olduğundan biz memnun kaldık

Alışveriş

Köln’de hediye dendiğinde tabii ki aklıma ilk kolonya geliyor 🙂 Kolonyaya adını veren 4711 Kölnisch Wasser markası bu şehirde doğmuş. Tam Köln Katedrali’nin karşısında ufak bir mağazası var. Klasikleşmiş kolonyaları limon çiçeceği esansı içeriyor. Lavanta çiçeği esansı olduğu da belirtilmiş; ancak ben o notayı pek hissedemedim. 4711 bizim alıştığımız kolonyalardan farklı olmasa da şişesi ve hikayesi cezbedici bence. Zira marka savaş döneminde 4711 numaralı adreste üretim yapıyormuş, ismini de buradan almış.

Genel

Köln çok büyük bir şehir olmadığı için 2-3 gün genel bilgi sahibi olmanız açısından yeterli olur diye düşünüyorum. Köln’ün en büyük avantajlarından biri birçok şehre yakın olması. Köln ziyaretinizde farklı şehirlere de geçmek isteyebilirsiniz diye aşağıda Köln’ün hangi şehirlere ne kadar uzaklıkta olduğunu paylaşmak istedim.

  • Düsseldorf: 37 km
  • Dortmund: 72 km
  • Frankfurt: 153 km
  • Amsterdam: 262 km
  • Brüksel: 211 km
  • Lüksemburg: 195 km

Köln’de bulunan tren istasyonu epey büyük, tüm bu şehirlere trenle gidebilirsiniz. Biletleri önceden alırsanız çok daha ekonomik olur. Biz Köln’den Hamburg’a geçecektik ve bileti orada alma hatasına düştük, epey tuzlu oldu maalesef.

Köln Hauptbahnhof
Köln Hauptbahnhof

Bu arada fotoğrafların hiçbirinde güneş gözükmemesi de benim Almanya havası konusundaki bahtsızlığım sanırım 🙂

Sevgiler,

Zeynep

 

Yorum Yapın

Gezinme