Bir Alaçatı Klasiği: Asma Yaprağı

Merhabalar,

Geçtiğimiz haftalarda Alaçatı Ot Festivali’ne gitmişken ismini çokça duyduğumuz Asma Yaprağı’nı deneyelim dedik. Alaçatı’ya günübirlik gittiğimiz için buraya da ancak öğle yemeği için gidebilecektik. Rezervasyon için kendilerini aradık ve öğle yemeği için rezervasyon almadıklarını öğrendik. Yani Alaçatı’ya gittiğimizde burada yer bulup bulamayacağımız tam bir muammaydı 🙂

Festival alanını dolaştıktan sonra soluğu Asma Yaprağı’nda aldık ve öğle yemeği servisinin 14.00’te açılacağını öğrendik. Rezervasyon almadıkları için yemek servisinden yarım saat kadar önce tekrar gelmemizi söylediler ve onların dediği gibi yapınca kolaylıkla yer bulmuş olduk. Biz yemeğe oturduktan sonra ciddi yer karmaşası yaşandı. Yer bulamayıp epey sıra bekleyenler oldu. Duyduğum kadarıyla akşam yemeği için 1 ay öncesinden rezervasyon yapmaya çalışanlar olmuş; ancak buna rağmen yer bulamamışlar. Yani demem o ki eğer buraya gitmek isterseniz çok önceden rezervasyon yapın veya bizim gibi öğle yemeğinde gidin.

IMG_7481

Öncelikle mekanın güzelliğinden bahsetmek istiyorum. Çok uzun zamandır bu kadar hoş dekore edilmiş bir yer görmediğimi gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Mavi hasır sandalyeler, duvarlarda asılı mavi raflar ve nostaljik emaye eşyalar yemek gelmeden önce insanın içini ısıtmaya yetiyor. Restoranın her köşesini fotoğrafladım diyebilirim.

IMG_7480

Restoranda sipariş sistemi diğer yerlere göre biraz farklı. İçeceklerimizi sipariş ettikten sonra garsonlar sırayla mutfağa davet ediyor ve siparişlerinizi mutfakta veriyorsunuz. Mutfakta o an sadece siz olduğunuz için istediğiniz gibi rahat rahat tercih yapabiliyorsunuz. Sabit bir menü olmadığı için görerek karar vermek daha keyifli oldu. Bizim tercihimiz daha çok mezelerden yana oldu, sadece bir tane ana yemek söyledik. Otlu yemeklere doyduk diyebilirim. Mezelerin ismi de epey garip olduğu için hepsini not aldım 🙂

Asma Yaprağı’nın Mutfağı
Normalde kabak çiçeği dolmasına bayılan biri değilim; ancak buradaki gerçekten başarılıydı. Sarımsaklı Meze ise tam anlamıyla favorilerimden biri oldu. Lezzetli ve hafif bir mezeydi.
Kabak Çiçeği Dolması
Sarımsaklı Meze

Şevket-i bostan zeytinyağlı olarak yapılmıştı ve benim damak tadıma göre epey limonluydu. Pancarlı humus ise rengi sebebiyle tercih ettiğimiz bir meze oldu 🙂 Masaya hem lezzeti hem de rengiyle renk kattı. Pancar tadı pek hissedilmese de epey hoşumuza gitti.

Zeytinyağlı Şevket-i Bostan
Zeytinyağlı Şevket-i Bostan
Pancarlı Humus
Pancarlı Humus

Ot çalkama ve bal kabaklı sinkonto da hayatımda ilk defa denediğim lezzetler oldu. İkisi de hem farklı hem de denemeye değerdi. Her ikisi de yoğurt ve tereyağıyla birlikte servis ediliyor. Bal kabaklı sinkonto aslında Girit yemeğiymiş. Bal kabağını ağırlıklı olarak tatlı niyetine yediğimden benim için farklı bir deneyim oldu 🙂

Ot Çalkama
Ot Çalkama
Bal Kabaklı Sinkonto
Bal Kabaklı Sinkonto

Ana yemek olarak tadımlık tandır istedik ortaya. Kuzu tandır sarımsakla servis edildi ve yediğim tandırlar arasında en iyilerinden biriydi diyebilirim. Kuzu tandırın güzel olacağını bekliyordum; ancak pilav tandırdan daha lezzetliydi 🙂 Bir pilav ne kadar lezzetli olabilir ki demeyin, mis gibi tereyağ kokuluydu ve tane taneydi.

Kuzu Tandır

Böyle günübirlik bir programda Asma Yaprağı’na gitmek bizim için şans oldu gerçekten. Alaçatı genel olarak pahalı bir yer, haliyle burası da biraz tuzluydu. Çok fazla alkol almamamıza ve ana yemek az söylememize rağmen 4 kişi 300 TL’ye yakın bir hesap ödedik. Eh gülü seven dikenine katlanıyor bu tip durumlarda 🙂

Yolunuz düşerse mutlaka uğrayın ve bu güzel Ege yemeklerinin tadına bakın derim.

Sevgiler,

Zeynep

Yorum Yapın

Gezinme